Powered By Blogger

15 Eylül 2016 Perşembe

Kardeş Bitkiler Yöntemi

Kardeş bitkiler” ,bitkilerin birbirine yarayan özelliklerini kullanmayı ve birbirine zarar vermelerini önlemeyi amaçlar. Uyumlu ve birbirine yarar sağlayan (gölge oluşturma, toprağa besin maddesi sağlama, zararlıları kaçırma, yararlı böcekleri çekme vs.) bitkilerin birbirinin yakınına, uyumsuz bitkilerin ise birbirinden uzağa ekilmesi temeline dayanır. Ekolojik tarım için kullanılabilecek en etkili yöntemlerden biridir. Çok da eğlencelidir.

 Kardeş bitkiler sisteminin avantajları nelerdir?
  • Sebze, şifalı bitki, baharat, biyokütle, hayvan yemi ve arılar için balözü bitkileri ve yerel türler gibi çeşitli bitkileri bir arada üretir.
  • Bahçe içinde doğal bağışıklık oluşturarak zararlılara ve hastalıklara karşı direnç geliştirir.
  • Zararlı olabilecek böcek popülasyonlarını kontrol eden yararlı böcekleri çeker.
  • Yabani ot kontrolünü doğal yollarla gerçekleştirir.
  • Toprağın farklı tabakalarının bir arada kullanılmasına imkan verir.
  • Doğal dengeleri gözetir ve biyolojik çeşitliliği artırır.
  • Toprağın nemini ve besleyiciliğini korur.
  • Kimyasal ilaç ve yapay gübre kullanımı gereğini ortadan kaldırır.
  • Dönüşümlü ekimi (münavebe) kolaylaştırır.
  • Sürekli ve yoğun tarım uygulamasıyla yüksek verim sağlar.
  • Bahçe bakımı için gereki işgücü miktarını azaltır.
Kardeş Bitkiler sisteminin kısa özeti
 
Sistemin en önem verdiği şeylerden biri toprağın hep bitki örtüsüyle kaplı kalmasıdır. Bu sayede hem toprağın prganik yapısı daha iyi korunuyor, hem de uzun bir hasat dönemi sağlanabiliyor.

Örnek aldığımız model Gertrud Frank’ın “Companion Planting” kitabı. Buradaki sistem toprağın verimli kullanılmasını ve hasat süresini uzatmayı hedefliyor. Hastalık ve zararlılarla mücadele için ilaç kullanma gereğini ortadan kaldırıyor. Ürün münavebesini rutine bindirerek kolaylaştırıyor. Yabancı otları kontrol altında tutuyor. Toprağı zenginleştiriyor ve sürülmesi ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Kompost hazırlamaya ihtiyaç bırakmıyor ve insan emeğini de en aza indiriyor.

12 Eylül 2016 Pazartesi

Patateste Türkiye’yi bekleyen tehlike!


Ziraat Mühendisleri Odası, patateste Türkiye'yi bekleyen tehlikeye dikkat çekti. Yapılan değerlendirmede çiftçinin yerli ve hastalıkla bulaşık olma ihtimali olan tohumları tarlalarına diktiği belirtilerek, "Bu uygulama devam ettiği takdirde tüm Türkiye`de patates yetiştirilen alanlar hastalıkla bulaşık hale gelecek, ülkemizin ihtiyacı olan patatesi dışarıdan ithal etmek zorunda kalacağız" uyarısında bulunuldu.

Ziraat Mühendisleri Odası, patateste Türkiye'yi bekleyen tehlikeye dikkat çekti. Konuyla ilgili yapılan değerlendirmede patates siğili hastalığının giderek yaygınlaştığına dikkat çekilerek, bu hastalığa karşı sertifikalı tohumun önemine vurgu yapıldı. Ancak maliyetlerin yüksek olmasından dolayı çiftçinin sertifikalı tohumu tercih etmediğine işaret eden Ziraat Mühendisleri Odası, “Sertifikalı tohum maliyeti yüksek olması sebebiyle çiftçilerimiz tercih etmemekte, yerli ve hastalıkla bulaşık olma ihtimali olan tohumları tarlalarına dikmektedirler. Bu uygulama devam ettiği takdirde tüm Türkiye`de patates yetiştirilen alanlar hastalıkla bulaşık hale gelecek, ülkemizin ihtiyacı olan patatesi dışarıdan ithal etmek zorunda kalacağız" uyarısında bulundu.

ÖNLEM ALINMAZSA TÜRKİYE PATATESİ İTHAL ETMEK ZORUNDA KALACAK

Bu uygulama devam ettiği takdirde tüm Türkiye`de patates yetiştirilen alanlar hastalıkla bulaşık hale gelecek, ülkemizin ihtiyacı olan patatesi dışardan ithal etmek zorunda kalacağız. Bu nedenle öncelikle, patates tarlalarında sertifikalı tohum kullanan çiftçilerimiz mutlaka desteklenmelidir. Patates tarımının sürdürülebilirliği sertifikalı tohum kullanan çiftçilerin desteklenmesi, üretim planlaması yapılması ve çiftçi örgütlenmesinin sağlanması ile mümkün olacaktır.

9 Eylül 2016 Cuma

          Türkiye’de neden tercih edilmiyor?

www.tarlambenim.com
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki birçok Avrupa ülkesinde kişi başına düşen yıllık organik ürün tüketimi 150 Euro iken, Türkiye’de bu rakam 1 Euro’nun altında kalıyor. Avrupa’da kişi başına düşen organik ürün tüketimi 150 Euro’ya kadar çıkmışken, Türkiye’ye baktığımızda bu rakam komik denecek kadar az. Türkiye’de kişi başına düşen yıllık organik ürün miktarı 1 Euro’nun altında. Peki organik ürün tüketimi ülkemizde neden bu kadar düşük seviyede? Organik ürün tüketimi için kaynaklar mı yetersiz kalıyor, yoksa tüketici mi talep etmiyor?


 Türkiye’de organik ürün kullanımı neden desteklenmiyor?
Öncelikle organik üretimi desteklemek daha doğru olacaktır. Birçok kuruluş bu ürünlerin daha sağlıklı olduğunu lanse ediyorlar ama tüketici nezdinde fazla talep olmadığı için organik ürün üretim arzı da Türkiye’de Avrupa ile kıyaslandığında hayli düşük kalıyor. Bugün organik ürünler tonlarca üretiliyor ama bunlar ihraç ediliyor. Bir ürünün talebi artarsa, o kadar insan da onun üretimine yönelir. Mesela 2006 yılında Bursa’da Nilüfer Belediyesi ile organik ürün pazarı kurduk ama çok fazla talep olmadığı için üretici sayısı da giderek azaldı. İstanbul’da Şişli Pazarı daha çok iş yapıyor ama İstanbul’un nüfusunu düşününce bu oran yine düşük kalıyor. İnsanlar konvansiyonel pazarları ya da AVM’leri tercih ediyor.

Organik ürünler neden bu kadar pahalı?
Ben birtakım suiistimaller dışında pahalı olduğuna inanmıyorum. Mesela domatesin konvansiyonel bir pazardaki fiyatı 1 lira ise organik pazardaki fiyatının 2 lira olması gayet normal. Ama tüketicinin şunu düşünmesi gerekiyor, organik üründen alınan besin değeri, antioksidan ve vitaminler konvansiyonel üründen alınan faydadan çok daha fazla. Gıdayla ilgili hastalıklar, hastane ücretleri hesaplanırsa daha ucuza bile geldiği söylenebilir.  

Türkiye organik ürünlerin üretimi için gerekli olanaklara sahip mi? Bu olanaklar yeterli seviyede mi?
Tabii ki. Toprağıyla güneşiyle iklimiyle sahip. Çok zor bir tarım şekli de değil bu. En çok şikayet edilen konu tarım kimyasalı kullanmamaktan dolayı böcek istilası olduğunda ürünlere zarar vermesi. Fakat organik tarımda kullanımına izin verilen pek çok preparatlar var, insanların kolaylıkla hazırlayabileceği ve ticari olarak da satılıyorlar. Organik sertifikalı ilaçlar var.